Kayyım yönetimi altında 5. yıl dolarken: Hakikati bulmak

“`html

Boğaziçi Üniversitesi’nde Görevdeki İyileştirmeler ve Çatışmalar

31 Aralık 2020 tarihindeki gece yarısı, “cumhurbaşkanı hükmünde kararname” adı verilen tek satırlık bir tebliğ ile, 160 yıllık bir geleneği geride bırakarak, 50 yıldır kamu üniversitesi olarak faaliyet gösteren bir kuruluşun yeni rektörü belirlendi. Atamanın, öğrencilerin en çok tercih ettiği üniversitelerden biri olan Boğaziçi Üniversitesi’nin iç yapısına yönelik ciddi etkileri oldu. 3 Ocak 2021 tarihinde, öğretim üyeleri olarak, bu durumu kabul etmediğimizi ve mücadelemizi sürdüreceğimizi vurgulayan açıklamalarda bulunduk.

Cumhurbaşkanının imzasıyla yapılan atama, akademik kadronun itirazını bir kenara bırakırken, birkaç ay içinde Naci İnci’nin rektör yardımcısı olarak atanması ve ardından rektör olarak görevlendirilmesi, bu sürecin ne kadar planlı olduğuna işaret ediyor. Bulu’nun atanmasına karşı %95 oyla güvensizlik oyu verilmesine rağmen, değişiklikler devam etti. Bazı öğretim üyeleri, “belki durumu yargılamadan geçmeli” diyerek beklemeyi tercih ederken, çoğu, atamaların kuruma büyük zarar vereceğini düşünüyordu.

Son beş yıl içerisinde, üniversitenin kapısından içeri alın teriyle giren yüzlerce öğrenci, şiddet dolu gözaltı süreçleri yaşadı ve bazıları hapis yattı. Öğrencilerin burada yaşadığı deneyimler, sadece hapis ile kalmayıp derslere ve sınavlara girişleri de engellendi, hatta lisansüstü kabul süreçleri durduruldu.

Kaynak: Can Candan Arşivi

Naci İnci’nin atanmasının ardından, üniversitede iptali kolay sözleşmelerle çalışan öğretim üyelerinin işine son verildi. “Emeritus/emerita” unvanına sahip olan yaşlı akademisyenler, yüksek ücretli vakıf üniversitelerine yönelmeyi tercih ederken, Boğaziçi Üniversitesi’nde yarı zamanlı ders verecekleri için hiçbir şekilde değerlendirilmeye alındılar. Ek olarak, bu durumu kabul etmeyen emekli akademisyenlere kampüse giriş yasağı getirildi.

Mezunlarımıza da benzer bir biçimde yasaklar getirildi ve mezun kartları yasalara aykırı bir şekilde iptal edildi. Ayrıca, idari çalışanlar da, haklarını arama süreçlerinde çeşitli psikolojik şiddet ile karşı karşıya kaldılar. Eğitim-Sen sendikasına karşı açılan savaş, işgale dönüşerek, deneyimli idari çalışanların yerlerinden edilmesine ve diğerlerinin üzerindeki baskının artmasına yol açtı. Bu süreç, üniversitedeki “inanç temizliği” izlenimini dahi taşıyor.

Günümüzde üniversite, önceki halinden oldukça farklı bir yapıya büründü. Yönetim kadrosunun büyük çoğunluğunu erkekler oluştururken, kampüs, güvenlik görevlileri ve sivil polisler ile dolup taştı. Aptullah Kuran Kütüphanesi büyük bir tahribata uğradı; güney kampüsü, öğrenci kaynağında yaşanan azalmalarla ıssız ve ruhsuz hale geldi.

2022 tarihli bir şemada, görevden alınan dekanlarımızın durumu gözler önüne serildi,detaylar için tıklayın…

Albayrak sermayesine ait TvNet kanalında yayımlanan bir videoyla birlikte, bu duruma dair belirlediğimiz gerçekler daha da görünür hale geldi. Meselemizi güçlü bir biçimde duyurmayı başarabiliyoruz; iktidarın sahip olduğu tüm güçlere rağmen, meşruiyetlerini bir türlü elde edememiş olmaları dikkat çekici. Videoda yer alan konuşmalar, çoğu Boğaziçi Üniversitesi ile ilişkisiz kişilere ait. Naci İnci’nin geçmişe yönelik eleştirileri ekseninde, Boğaziçi’nde bazı hocalar başka üniversitelere geçerken, yaşanan bu değişikliklere dikkat çekilmektedir.

Şimdi, kendi muhakeme yeteneklerinizi kullanarak, kim haklı? Albayrak medyası mı; yoksa haklarını savunan akademisyenler ve öğrenciler mi? Bu hikayenin derinlerine ineceğimiz dört bölümde, her bir bileşenin sesini duyacaksınız ve yanıtı bulmak sizin elinizde. Öğrenci tarafından hazırlanan “Öğrenci İşi Bu” belgeselinin yansımaları, bu soruya belki de en uygun yanıtı sağlıyor. Fakat, sosyal medyada yaşanan engellemeler, bu anlatının duyurulmasını zorlaştırıyor.

Sonbaharda gerçekleştirdiğimiz kavram atölyesinde ele aldığımız “hakikat” konusunu da unutmamak gerekir. Yıldız Silier’in önermesiyle belki esas olanın hakikatli olmak olduğu sonucuna vardık.

Dipnotlar:

[1] Başörtüsü ile diploma törenlerine katılamayan mezunlar, sadece Boğaziçi Üniversitesi değil, pek çok üniversite için engellemelere maruz kalmışlardı.

[2] Yıldız Silier, Boğaziçi Üniversitesi’nde 2003 yılında başladığı akademik kariyerine, 2023’te son verdikten sonra önemli bir miras bıraktı.

(EM/Mİ)

“`